30 Nisan 2011 Cumartesi

YANLIZ

     modern yaşamın yeni kuralları; iş hayatının hızı, sürekli değişen teknoloji
dünyanın kapılarını açarken bir yandanda;
     insan ilişkilerine kısıtlamalar ve yeni bastırılmış duyguları mı yüklemiştir?
insan ilişkileri bu kısıtlamalar, bastırılmışlıklar ve teknolojinin
                                                     ağır yükü altında ezilip perişan mı oluştur?
doğal yaşamdan kopmuş insan ilişkileri;
                                                    kokusuz, mimiksiz, tadsız, tuzsuz, geçici ve tüketici
belirli bir yerde aynı atmosferi paylaşmadan;
                                                            deniz kıyısında birlikte üşümeden
                                                            sıcakta birlikte terlemeden
                                                            gözlerimizin içine bakamadan
                                                            birlikte yürüyüp, tartışmadan
kurulan iletişim ne kadar doğal ve sağlıklı olabilir?
                            bu yeni iletişim sadece yalnızlığın son serzenişleri olmalı!
artık büyük ürünsüz, susuz, kurak ve çatlak bir tarlanın ortasında yapayalnız
                                                                                                             insan
insan kısıtlı, doğal olmayan ilişkiler içinde fikirlerinin değişmez doğrulukla
        olduğunun ve birey olarak özgürleştiğinin gerçek dışı halisilasyonuyla
endişeli, korkak, şüpheci, güvensiz, kıskanç, öfkeli, yıkıcı duygularla dolmuş
doğallık, sevgi, güven, dürüstlük, saygı gibi yapıcı duygular
            sadece birilerine birşeyler satmanın ve "onun parasını al" felsefesinin
tiyatral maskelerin sürekli gülümseyen mimiksiz haline dönmüş,
                                                                                        sahteleşmiş
tüm bu gerçekten uzaklaşmış kısıtlılık içinde insan nasıl emin olabilir? 
             yaşam biçiminin, işinin, arkadaşlarının ve hatta sevdiği insanın
ve diğer seçimlerinin bu kısıtlamaların bir zorlaması mı  yoksa gerçek seçimi mi
                                                                                                      olduğunu... 
zor soruların ve yalnızlığın zamanı gelmiştir; 
              belki de kendimize sorduğumuz zor soruların cevaplarını
dürüstçe verbilmemiz çevremize eleştiri yapmayı bırakıp,
                                                        yalnız kalarak düşünmemiz;
yeni ve dürüst değerler yaratmamıza neden olacaktır.
                     kendimiz için olmasa da çocuklarımızın hatrına
anlamlı bir yaşamın dürüst tohumlarını atma vakti gelmiştir...

                                                                                                            ERDİNÇ TEKELİ-2010

23 Nisan 2011 Cumartesi

MUHTEREM MUHİT:

Belirli bir muhitin esiri olur insan;
                         yakından uzağa tüm ilişkiler bir tür gelişmeye kapalı:
bedensel ve ruhsal sabitlenme ister...
                         bireysel değişim ve yenilenme muhitlerin, mahallelerin, yörelerin
                                                                                 kabul edemeyeceği birşeydir.
aileden başlayan bu sabitlenme ve hareketsizlik muhitin ilk yapı taşlarıdır;
insan zaman içinde her ne kadar mental gelişme gösterse de,
                      rolleri bellidir yörelerin; bu rol dışına çıkmasına izin vermez köylü kafa...
belki de bu yüzden küçük veya büyük farkları yaratan insanlar:
                     genellikle belli bir yerde sabit kalmadan dolaşan gezginlerdir:
                                                          
 genç arkadaşım;
hafif ol ve çabuk yer değiştir...
                güzel arkadaşım; eşyaların portatif ve az hacimli olsun...
eskiye değil yeniye heves et hep ve sakın günlük tutma...
                gittiğin yerlerin iç ferahlatıcı yerler olmasına özen göster ve
mümkün olduğunca kaç sosyal denen kümes hayvanı durumundan;
                bir yerde bir esnaf sana isminle seslenmeye başladığında;
bilki orayı terk etmenin vakti yaklaşmaktadır....
                insanlara yalan atma ama çok samimi de olma...
mümkünse; hiç konuşma.

konuşmanın medeni olmak dendiği dönem geçmişte kalmıştır çünkü.
                                             konuşulacak herşeyde konuşulmuştur zaten...
modern insanın konuşması kümeste tavukların gıdaklamasıdır..

genç arkadaşım:
umudunu kaybetme sakın;
yollarda gezen yalnızların sayıları artacak ve aşkta bulacak seni merak etme...
       modern sosyallik aşkın doğal yapısının önündeki en büyük engeldir;
      (bilirsin sen şu bayağı sıkıcı hikayeleri zengin kız, yoksul erkek zırvasını)
 yani kısaca ve uzunca ve ortaca derim ki;
git hep ve gittiğin yerlerde iyi bir iş tutabilecek ustalıkta ol;
                                           mesela aşçı ol; lazım teknik bir işe bak yani...
apoletler, ünvanlar, mevkiler esir olmanı kolaylaştırır...
                                           uzak dur bunlardan ve bu tür işlerden;

sürekli devinen, değişen, hareketli, fiziksel ve ruhsal deneyimler yaşa....

                                                                                         Erdinç TEKELİ
                                                                                            Ekim-2010