modern yaşamın yeni kuralları; iş hayatının hızı, sürekli değişen teknoloji
dünyanın kapılarını açarken bir yandanda;
insan ilişkilerine kısıtlamalar ve yeni bastırılmış duyguları mı yüklemiştir?
insan ilişkileri bu kısıtlamalar, bastırılmışlıklar ve teknolojinin
ağır yükü altında ezilip perişan mı oluştur?
doğal yaşamdan kopmuş insan ilişkileri;
kokusuz, mimiksiz, tadsız, tuzsuz, geçici ve tüketici
belirli bir yerde aynı atmosferi paylaşmadan;
deniz kıyısında birlikte üşümeden
sıcakta birlikte terlemeden
gözlerimizin içine bakamadan
birlikte yürüyüp, tartışmadan
kurulan iletişim ne kadar doğal ve sağlıklı olabilir?
bu yeni iletişim sadece yalnızlığın son serzenişleri olmalı!
artık büyük ürünsüz, susuz, kurak ve çatlak bir tarlanın ortasında yapayalnız
insan
insan kısıtlı, doğal olmayan ilişkiler içinde fikirlerinin değişmez doğrulukla
olduğunun ve birey olarak özgürleştiğinin gerçek dışı halisilasyonuyla
endişeli, korkak, şüpheci, güvensiz, kıskanç, öfkeli, yıkıcı duygularla dolmuş
doğallık, sevgi, güven, dürüstlük, saygı gibi yapıcı duygular
sadece birilerine birşeyler satmanın ve "onun parasını al" felsefesinin
tiyatral maskelerin sürekli gülümseyen mimiksiz haline dönmüş,
sahteleşmiş
tüm bu gerçekten uzaklaşmış kısıtlılık içinde insan nasıl emin olabilir?
yaşam biçiminin, işinin, arkadaşlarının ve hatta sevdiği insanın
ve diğer seçimlerinin bu kısıtlamaların bir zorlaması mı yoksa gerçek seçimi mi
olduğunu...
zor soruların ve yalnızlığın zamanı gelmiştir;
belki de kendimize sorduğumuz zor soruların cevaplarını
dürüstçe verbilmemiz çevremize eleştiri yapmayı bırakıp,
yalnız kalarak düşünmemiz;
yeni ve dürüst değerler yaratmamıza neden olacaktır.
kendimiz için olmasa da çocuklarımızın hatrına
anlamlı bir yaşamın dürüst tohumlarını atma vakti gelmiştir...
ERDİNÇ TEKELİ-2010
Ne yazık ki tüket at zihniyeti sosyal yaşantımızı ele geçirdi.İyi ki halen bazı akımların dışında yaşayan insanlar var.Kötülüğün içinde iyilik daha çok parlıyor.
YanıtlaSil